Mehmet alperenin " ve tanrı intihar etti" kitabı çıktı. Falcılık büyücülük cinciler cindarlar, kendisine mehdi, Mesih, İsa ve benzeri tanımlamalarla piyasada gezen kişilerin gerçek ruh hallerini konu eden yaşanmış bir roman. ve tanrı intihar etti, her insanımızın her an içine düşebileceği parapsikoloji halleri ifade etmesi bakımından da son derece önemli bir roman. Bu alanda bu kadar cesurca roman yazılmadı. Yazarın daha önce yayımlanan " ruhların parmakları" isimli kitabından daha kapsamlı bir metafizik alemi kuşatan kitap elbette kendi dalında iddialıdır. Zira hiç bir yazar ve yorumcu bu zaman kadar ülkemiz insanlarının siyasi alanda, eğitim alanında, ideolojik alanda, parapsikoloji alanda, psikolojik alanda, ve genel olarak sosyo- psikoloji alanında bu denli cesurca yaraya parmak basmadı.
Ve tanrı intihar etti,isimli eserde; Kişisel olarak entelektüel bir aydının, cinler tarafın dan ve cinlerin yönlendirdiği çevresindeki hayranları tarafından nasıl yönlendirildiğini, kendisini neden ve nasıl tanrı zannettiğini, yapılan büyülerin şekli ve insan üzerindeki tezahürlerini, bu sebeple işlenen cinayetler, intiharlar, ensest ilişkileri ve daha ne çok iğrenç halleri göreceksiniz. Yine bu romanda insan olmanın o muazzam mekanizmasında ve ruh yapısında şeyhlerin nelere kadir olduklarını, böyle bir adamın nasıl delirmeden düzeltilebilineceğini de okuyacaksınız. Ve iddia ediyoruz; Bu romanı okuduğunuzdan sonra uzun zaman tesirinden kurtulamayacaksınız
4 Ocak 2011 Salı
3 Ocak 2011 Pazartesi
müge anlı ile tatlı sert 500 program
Müge Anlı ile Tatlı Sert, 500 program
Bende son zamanlarda Atv de hafta içi her gün yayımlanan Tatlı Sert programına müdavim oldum. Müge anılın hazırlayıp sunduğu Tatlı sert programı yurdum insanlarının ruh portresini çiziyor adeta. Cehaletin, ahlaksızlığın, eğitimsizliğin, bilgisizliğin, hazımsızlığın daha da ve temel sebep olan ahlaksızlığın ülkemizde hangi boyutlara geldiğini birinci ağızdan dinleme imkânı buluyoruz. Acaba diyorum bu üniversitelerde kaç bilim adamı ilgileniyor bu programla. Kaç sosyolog, kaç psikolog, kaç pedagog, Kaç siyasi kaç eğitim bilimcisi ve uzmanı bu programları izleyerek ülkemiz insanlarının bu noktalara nasıl geldiğini, niçin geldiğini hangi süreçlerden bu hale geldiğimizin analizini bilimsel çalışmasını yapıyor acaba?
Her sabah kalktığım zaman bu gün izlemeyeceğim bu programı diyorum. En iğrenç cinayetlerden en alçak aile içi ilişkilere kadar aklımıza hayalimize gelmeyecek olaylara şahit oluyoruz. Bırakın TV karşısında toplum önünde konuşmayı, bire bir aile içinde bile konuşulmayacak sözler sarf ediliyor ekranlarda.
Evini terk eden kızların ardı arkası kesilmiyor. Çocuğu ile sokakta kalan annelerin, azarlana pazarlanan kadınların dramı, aldatılan kocaların içler acısı halleri yansıyor beyaz camdan evimin içindeki çocuklarıma. Çocuklarıma bu olayların yorumunu yapmak onlara izah etmek gereği ile her gün vaaz ediyorum evde. Birkaç çocuğu olduğu halde kocasından kaçarak başkasına kaçan kadınların iğrenç durumları, görüntüleri itibarı ile Anadolu’nun saygı duyulması gerek aile tiplemelerin rezilliği. Bunlar daha ekranlara yansıyanlar. Peki ya yansımayanlar. Müge anlının bu programı 500 ü bulmuş. Yani iki yılda 500 program. Acaba kaç kişi katıldı bu zamana kadar? Sadece bu programa kaç kişi müracaat etti?
Caydırıcılığı olmayan ceza suç işlenmesini engellemez. Bu ister aile içi eğitimde olsun, ister silahlı kuvvetler gibi disiplin ev talimin tavizsiz olması gereken yerde olsun, ister okulda ve isterse de toplum nizamını sağlamak amacı ile üretilen hukuk alanında olsun böyledir. Eğer bir kişinin aldığı ceza diğer kişileri caydırmıyorsa bu ceza hukuku bu eğitim müfredatı, aile içi eğitim modeli tartışılır. Hatta gelenek ve göreneklerimizde tartışılmalıdır. Zaman zaman programda da tartışılan ceza hukuku, oradakilerde isyan ettirecek duruma getiriyor. İdamlık kişilerin elerlini kollarını sallayarak sekiz on yıl sonra ceza evinden çıkmaları, çıkacak olmaları düşüncesi, hakkı gasp edilen, iğrenç saldırılara maruz kalan aileleri perişan ediyor. Acaba diyorum bu ülkeyi idare ettiklerini sanalar, başta parlamento olmak üzere, hukukçular, üniversiteler ne yapıyorlar? Bir önlem almayı düşünüyorlar mı?
Memleketin için için kaynayan yarası. Tüm pisliklerinin, acıların, ahlaksızlıklarının, zulümlerinin hunharca işlenen cinayetlerinin kaynayıp su yüzüne çıktığı bir program bu. Müge anlı hanımefendiyi tebrik ediyorum. Doğrusu bu programları yapıp geceleri rahat uyuduğuna inanamıyorum.
Bende son zamanlarda Atv de hafta içi her gün yayımlanan Tatlı Sert programına müdavim oldum. Müge anılın hazırlayıp sunduğu Tatlı sert programı yurdum insanlarının ruh portresini çiziyor adeta. Cehaletin, ahlaksızlığın, eğitimsizliğin, bilgisizliğin, hazımsızlığın daha da ve temel sebep olan ahlaksızlığın ülkemizde hangi boyutlara geldiğini birinci ağızdan dinleme imkânı buluyoruz. Acaba diyorum bu üniversitelerde kaç bilim adamı ilgileniyor bu programla. Kaç sosyolog, kaç psikolog, kaç pedagog, Kaç siyasi kaç eğitim bilimcisi ve uzmanı bu programları izleyerek ülkemiz insanlarının bu noktalara nasıl geldiğini, niçin geldiğini hangi süreçlerden bu hale geldiğimizin analizini bilimsel çalışmasını yapıyor acaba?
Her sabah kalktığım zaman bu gün izlemeyeceğim bu programı diyorum. En iğrenç cinayetlerden en alçak aile içi ilişkilere kadar aklımıza hayalimize gelmeyecek olaylara şahit oluyoruz. Bırakın TV karşısında toplum önünde konuşmayı, bire bir aile içinde bile konuşulmayacak sözler sarf ediliyor ekranlarda.
Evini terk eden kızların ardı arkası kesilmiyor. Çocuğu ile sokakta kalan annelerin, azarlana pazarlanan kadınların dramı, aldatılan kocaların içler acısı halleri yansıyor beyaz camdan evimin içindeki çocuklarıma. Çocuklarıma bu olayların yorumunu yapmak onlara izah etmek gereği ile her gün vaaz ediyorum evde. Birkaç çocuğu olduğu halde kocasından kaçarak başkasına kaçan kadınların iğrenç durumları, görüntüleri itibarı ile Anadolu’nun saygı duyulması gerek aile tiplemelerin rezilliği. Bunlar daha ekranlara yansıyanlar. Peki ya yansımayanlar. Müge anlının bu programı 500 ü bulmuş. Yani iki yılda 500 program. Acaba kaç kişi katıldı bu zamana kadar? Sadece bu programa kaç kişi müracaat etti?
Caydırıcılığı olmayan ceza suç işlenmesini engellemez. Bu ister aile içi eğitimde olsun, ister silahlı kuvvetler gibi disiplin ev talimin tavizsiz olması gereken yerde olsun, ister okulda ve isterse de toplum nizamını sağlamak amacı ile üretilen hukuk alanında olsun böyledir. Eğer bir kişinin aldığı ceza diğer kişileri caydırmıyorsa bu ceza hukuku bu eğitim müfredatı, aile içi eğitim modeli tartışılır. Hatta gelenek ve göreneklerimizde tartışılmalıdır. Zaman zaman programda da tartışılan ceza hukuku, oradakilerde isyan ettirecek duruma getiriyor. İdamlık kişilerin elerlini kollarını sallayarak sekiz on yıl sonra ceza evinden çıkmaları, çıkacak olmaları düşüncesi, hakkı gasp edilen, iğrenç saldırılara maruz kalan aileleri perişan ediyor. Acaba diyorum bu ülkeyi idare ettiklerini sanalar, başta parlamento olmak üzere, hukukçular, üniversiteler ne yapıyorlar? Bir önlem almayı düşünüyorlar mı?
Memleketin için için kaynayan yarası. Tüm pisliklerinin, acıların, ahlaksızlıklarının, zulümlerinin hunharca işlenen cinayetlerinin kaynayıp su yüzüne çıktığı bir program bu. Müge anlı hanımefendiyi tebrik ediyorum. Doğrusu bu programları yapıp geceleri rahat uyuduğuna inanamıyorum.
26 Aralık 2010 Pazar
Ve tanrı intihar etti hakkında DUYURU

Ve tanrı intihar etti;
Kitap hakkında
Bu kitap 1999 yılında yazılmaya başlandı. O sıralarda Kahramanmaraş’ta çıkarttığım gazete ve dergilerde kitapla ilgili reklam çalışmalarımda başladı. Bunu Kahramanmaraş ta beni tanıyan tüm arkadaşlarım bilirler. Önceki romanım olan “ Ruhların parmakları ” isimli roman ise 13 yılda tamamlandı. Bu iki eser gerek isim olarak gerekse muhteva olarak benim için sın derece önemlidir. Bir anlamda bu eserler benim hayat çizgimi gösterir.Hayata, hadiselere verdiğim değeri, eşya ve mekana verdiğim kıymet ölçüsü bu eserlerde yer alır. Bu sebeple okuyucularımın hassasiyetimi anlamlarını istirham ediyorum. Ama görüyorum ki daha eser çıkamadan birileri kitabın ismini alarak altına kıytırık şiirler yazıyorlar. Aslında kimsenin eseri için kıytırık demem. Sanata ve emeğe saygı duyarım. Ama bir başkasının ürettiği ismi alarak bunun altında başka şeyler yapan kişilere ne saygı duyarım ne de o kişinin sanatçı olduğuna inanırım. Şiire verdiği ismi benden çalan içeriğini de başka yerlerden çalar. Bu kişilerin baştan kıytırık olduğu, beleşçi olduğu, ortaya koydukları bu hezeyandan, dahası hırsızlıktan anlaşılır.
“ Ve tanrı intihar etti” ismi altında kim nerde ne kullanırsa kullansın. Bu orijinal kavram şahsıma aittir. Ben bunu ispat ederim. Ama eminim bu kişiler hırsızladıkları ismin kendilerine ait olduğunu ispat edemezler. En fazla iki yıldan beri kullanıyorlar bu ismi. Onunda sebebi bu isim Karakutu yayın evi tarafından internet ortamına atıldı reklam amaçlı. Bu kitap orada yayımlanacaktı. Ama naip olmadı bu zaman kaldı. İnternet ortamına düştüğünden sonra da birileri bu isimi kullanarak altına kıytırık şiir yazıp internete gönderiyor.
Bunu yapmayın. Sanata saygınız yoksa kendinize saygı duyun
19 Kasım 2010 Cuma
Ve tanrı intihar etti hakkında DUYURU
Değerli okuyucu, Merakla beklediğiniz” Ve tANRI İNTİHAR ETTİ” isimli eser yayına hazır hale geldi. Ancak mali durumumdan dolayı az sayıda bastıracağım ve sadece adrese göndereceğim. Bu sebeple kitabı okumak isteyen şimdiden açık adreslerini bildirsinler.Kitap Türkiye den istendiğinde kargo bizden 20 TL karşılığın...da olacaktır. Almanya ve Avrupa ülkelerinde ise 10 EU olarak size mal olacaktır.
DEĞERLİ OKUYUCUM;
Bu kitap sizin günlük hayatınızda her an karşılaşacağınız metafizik tehlikeleri içerir. Metafizik âlemle ilgili buradaki yorumları hiç bir yerde ne okudunuz, ne de işittiniz. Burada yaşanan olayların hepsi gerçek. Hatta burada adı geçen kişilerin isimleri bile gerçek isimler. Sadece bazıları istemedikleri için yerlerine başka isimler kullanıldı.
Bu sebeple, iddia ediyorum ki, böyle bir roman okumadınız.
Ve yine diyorum ki;
HAYATI VE HADİSELERİ, EŞYAYI VE MEKANI BU ŞEKİLDE YORUMLAMADINIZ.
İsteyen arkadaşlarım, ister bu siteden, ister faceden adreslerini bana mesaj yolu ile göndersinler . Kendilerine vereceğim banka hesap numarasına ücreti yatrdıklarından üç gün sonra, eğer türkiyeden isteniyorsa bir hafta içinde ellerinde olacaktır...
18 Mart 2010 Perşembe
MHP Liderin Bahçeliden ilkeli davranış
MHP Liderin Bahçeliden ilkeli davranış
Adana büyük Şehir belediye başkanı Aytaç Durak beyin hakkında ortaya atılan yolsuzluk iddiaları üzerine ortaya çıkan manzara karşısından MHP lideri Devlet bahçeli bey aldığı tavır, gerçekten dürüst ve ilkeli bir tavırdır. Devlet bey, Aytaç Durak beyden ve iddiayı ortaya atan ve aynı zamanda kendiside MHP meclis üyesi olan kişiden derhal partisinden istifa etmelerini istemesi bir Müslüman Türk siyasetçisine yakışan bir davranıştır.
Kendisini tarih huzurunda tebrik ederim. Türk siyasetinin yüz akı olan bu davranışından dolayı alkışlıyorum. Gelişmeleri takip ederken de Adana büyük Şehir Belediye başkanı Aytaç Durak beyinde bu sabah kendisi bizzat giderek Cumhuriyet savcılığına kendisi hakkında soruşturma açılmasını istemesi de ayrı bir yüz akı davranıştır.
MHP’nin siyasi misyonunu ortaya koyması bakımından oldukça öneli olan bu tavırlar diğer partilere de ve özellikle CHP’li siyasetçilere örnek olacağı ümidindeyim.
Yalansız, riyasız, ilkeli dürüst ve korkusuz bir duruş sergilemek ne yazık ki Türk siyasi hayatında fazla nasiplendiğimiz olaylar değil bunlar.
Yıllarca, Süleyman Demirel gibi devlet malını yeğenine peş keş çeken ve yolsuzluğu ortaya çıktığında da yurt dışına kaçırtanlar.Mesut Yılmaz gibi enerji hatları yolsuzluğuna rağmen pişkin bir şekilde milletin huzuruna çıkanlar, İnönü gibi kıyamete kadar sülalesin yetecek malı devletten soyarak alanlar, CHP gibi belediye başkanlarının hakkında yığınla dosyalar varken helan hırsızları koruyanları gördük yıllarca Halende görüyoruz.
Büyün bunların yanında MHP’ nin yolsuzluklar karşısında aldığı bu tavır , kendi partisinden olan büyük şehir belediye başkanına bile anında partisinden istifa etmesini isteyen anlayış ve hatta , aynı belediye başkanı şaibeden kurtulmadan istifa etmeden genel başkanla görüşme isteğinin ret edilmesi de Bahçeli beyin ne kadar titiz, dürüst ve ilkeli olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.
Darısı diğer partilerimizin başına temennisi ile MHP’yi sayın bahçeli şahsında bir daha kutluyorum.
Adana büyük Şehir belediye başkanı Aytaç Durak beyin hakkında ortaya atılan yolsuzluk iddiaları üzerine ortaya çıkan manzara karşısından MHP lideri Devlet bahçeli bey aldığı tavır, gerçekten dürüst ve ilkeli bir tavırdır. Devlet bey, Aytaç Durak beyden ve iddiayı ortaya atan ve aynı zamanda kendiside MHP meclis üyesi olan kişiden derhal partisinden istifa etmelerini istemesi bir Müslüman Türk siyasetçisine yakışan bir davranıştır.
Kendisini tarih huzurunda tebrik ederim. Türk siyasetinin yüz akı olan bu davranışından dolayı alkışlıyorum. Gelişmeleri takip ederken de Adana büyük Şehir Belediye başkanı Aytaç Durak beyinde bu sabah kendisi bizzat giderek Cumhuriyet savcılığına kendisi hakkında soruşturma açılmasını istemesi de ayrı bir yüz akı davranıştır.
MHP’nin siyasi misyonunu ortaya koyması bakımından oldukça öneli olan bu tavırlar diğer partilere de ve özellikle CHP’li siyasetçilere örnek olacağı ümidindeyim.
Yalansız, riyasız, ilkeli dürüst ve korkusuz bir duruş sergilemek ne yazık ki Türk siyasi hayatında fazla nasiplendiğimiz olaylar değil bunlar.
Yıllarca, Süleyman Demirel gibi devlet malını yeğenine peş keş çeken ve yolsuzluğu ortaya çıktığında da yurt dışına kaçırtanlar.Mesut Yılmaz gibi enerji hatları yolsuzluğuna rağmen pişkin bir şekilde milletin huzuruna çıkanlar, İnönü gibi kıyamete kadar sülalesin yetecek malı devletten soyarak alanlar, CHP gibi belediye başkanlarının hakkında yığınla dosyalar varken helan hırsızları koruyanları gördük yıllarca Halende görüyoruz.
Büyün bunların yanında MHP’ nin yolsuzluklar karşısında aldığı bu tavır , kendi partisinden olan büyük şehir belediye başkanına bile anında partisinden istifa etmesini isteyen anlayış ve hatta , aynı belediye başkanı şaibeden kurtulmadan istifa etmeden genel başkanla görüşme isteğinin ret edilmesi de Bahçeli beyin ne kadar titiz, dürüst ve ilkeli olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.
Darısı diğer partilerimizin başına temennisi ile MHP’yi sayın bahçeli şahsında bir daha kutluyorum.
19 Şubat 2010 Cuma
Firavun dönemi yaşıyoruz
Önce şöyle soralım. Hukuk baskı altında mı ?
Ergenekon dava sı açıldığından beri derin devlet, daha doğru ifade ile kendisine devlet süsü vererek karıştırmadık halt bırakmayan devlet içindeki üst düzey bürokrasi sürekli yaygara yaptı. Hukuk baskı altında ..
HSYK nın dün aldığı karar ile bir kere daha gördük ki Hukuk gerçekten baskı altında. Hem de ne baskı. Soruşturmanın ucu kendilerine yaklaştıkça hukuk paçavraya çevrilmeye devam ediyor
Hukuka güvem kalmazmış!
Sevsinler. Hukuka zaten güven kalmadı. Cumhuriyet kurulduğuna ve istiklal mahkemeleri tırpana dönüşmesinden bu yana zaten bu asil milletin hukuka güveni yoktu. Daha doğrusu bu hukuka güvensizliğin temeli devlet adına işlenen hukuk cinayetleri ile iyice sarsılmıştı.
Adnan menderes ve arkadaşları da hukuk şemsiyesi ile asıldı. Adına yasa dendi yargı dendi.
On iki eylülcülerde mahkeme kurdular. Sağdan soldan gençleri ipe gönderdiler adına hukuk dediler.
Yirmi sekiz Şubatta farklı bir hukuk ile binlerce insanı mağdur etti ve o yıllardan bu yana milyonları bulan meslek lisesi mezunların hakkını çiğnedi ama adına hukuk dediler.
Halende ediyorlar. Anlaşılmaz bir kin ve nefretle bu milletin değerlerine saldıran, hakaret eden bu hukuk camiası milletin başında demokrasin kılıcı gibi duruyor. Kim oldukları ne oldukları Millet tarafından bilinmez. Zaten kim ve ne oldukları da belirsiz. Bu dinsiz, milliyetsiz, kişiliksiz, kimliksiz, mezhepsiz ve meşrepsizler güruhu seksen seneden beri bürokrasiyi ellerinde tutuyorlar. Hukukçuda kendilerden general olacaklarda önceden belirli. Prof olacaklarda aynı deliğe işeyenlerden üst düzey bürokrasiye gelecek olanlarda. Hatta siyasi partilerin bile başına istedikleri kişiyi getirmekte mahirdirler. İlk defa rahatları kaçıyor. Kısaca yılanın kuyruğuna iyi basıldı kafası oynamaya başladı ama dönüp sokamıyor artık.
Halkın sandıkta seçerek iş başına getirdiği hükümetleri indirmek, kendi istedikleri seçilinceye kadar ülkeye kaos yaşatmak bunların birinci ve öncelikli görevleri. Bu sebeple “ durumdan vazife çıkarırlar”
Hukuk değil kendi ideolojilerinin devlete hakim olması kaygısından başka kaygı taşımazlar.. Ülke batmış, itibarı sıfıra düşmüş umurlarında değil.
Son olarak gündeme gelen HSYK nın bir sabah aldığı karar. Özel yetkisi savcıların yetkisini almak ve haklarında soruşturma açmak. Ne var ortada? Ne oldu? Aynı gün Yargıtay savcısının çıkışı, aynı anda Danıştay çıkışı. Bunlar hazırlanmış bir hukuk komplosu. Tek amaç hükümetin elini kolunu bağlamak.
Kendilerine yaklaşan gerçek hukukun önünü tıkamak.
Peki, kim bunlara “ dur diyecek”. Bu milletin tek güvendiği merci ne ordu ne hukuk ne da anayasa. Kendi seçtiği insanlara güveniyor. Parlamentoda bulunan milletvekillerinin tamamı da hangi partiden olursa olsun gerçekten bu millete vekâlet ediyorlarsa bu hassas noktayı iyi görmeleri gerekir. CHP den şahsen beklentim yok. Ergenekon izinin bir adresi de CHP ya çıkar. Zamanla göreceğiz bunu. Hatta eski cumhurbaşkanlarından Demirel, Sezer le de yolarlı çakışır bir özel yetkili savcıların. Hatta şu anda ise CHP genel başkanı ile ilgili ellerinde vesika da var bana göre. Demirel ve Sezer ile ilgili de var. Ama her şeyin sırası var. Kendilerine olan güveni sarsmamaları gerekir. Bu konuda hükümetle el ele vererek yargı reformuna gitmeleri ve sivil anayasa konusunda kendilerinin de katkılarının olmasını beklerdim MHP den. Bu olayları yarın halka anlatamazlar. Üstelik vakti ile aynı komploların kurbanı olmuş bir parti MHP
Ancak MHP den bu konuda yargıya ve hükümete destek gelmesini beklerdim. Tam da zamanı. Hakkında olumsuz etkileri atabilmesi için MHP kurmaylarının bu konuda kurmayca düşünmeleri parti olarak hükümetin yanında yer almaları gerekir. Şunu kesinlikle biliyorum ki MHP nin tabanı da bunu istiyor.
Bakalım zaman ne gösterecek.
Ülkenin görünen manzarası tipik bir Firavun dönemine benziyor.
Ergenekon dava sı açıldığından beri derin devlet, daha doğru ifade ile kendisine devlet süsü vererek karıştırmadık halt bırakmayan devlet içindeki üst düzey bürokrasi sürekli yaygara yaptı. Hukuk baskı altında ..
HSYK nın dün aldığı karar ile bir kere daha gördük ki Hukuk gerçekten baskı altında. Hem de ne baskı. Soruşturmanın ucu kendilerine yaklaştıkça hukuk paçavraya çevrilmeye devam ediyor
Hukuka güvem kalmazmış!
Sevsinler. Hukuka zaten güven kalmadı. Cumhuriyet kurulduğuna ve istiklal mahkemeleri tırpana dönüşmesinden bu yana zaten bu asil milletin hukuka güveni yoktu. Daha doğrusu bu hukuka güvensizliğin temeli devlet adına işlenen hukuk cinayetleri ile iyice sarsılmıştı.
Adnan menderes ve arkadaşları da hukuk şemsiyesi ile asıldı. Adına yasa dendi yargı dendi.
On iki eylülcülerde mahkeme kurdular. Sağdan soldan gençleri ipe gönderdiler adına hukuk dediler.
Yirmi sekiz Şubatta farklı bir hukuk ile binlerce insanı mağdur etti ve o yıllardan bu yana milyonları bulan meslek lisesi mezunların hakkını çiğnedi ama adına hukuk dediler.
Halende ediyorlar. Anlaşılmaz bir kin ve nefretle bu milletin değerlerine saldıran, hakaret eden bu hukuk camiası milletin başında demokrasin kılıcı gibi duruyor. Kim oldukları ne oldukları Millet tarafından bilinmez. Zaten kim ve ne oldukları da belirsiz. Bu dinsiz, milliyetsiz, kişiliksiz, kimliksiz, mezhepsiz ve meşrepsizler güruhu seksen seneden beri bürokrasiyi ellerinde tutuyorlar. Hukukçuda kendilerden general olacaklarda önceden belirli. Prof olacaklarda aynı deliğe işeyenlerden üst düzey bürokrasiye gelecek olanlarda. Hatta siyasi partilerin bile başına istedikleri kişiyi getirmekte mahirdirler. İlk defa rahatları kaçıyor. Kısaca yılanın kuyruğuna iyi basıldı kafası oynamaya başladı ama dönüp sokamıyor artık.
Halkın sandıkta seçerek iş başına getirdiği hükümetleri indirmek, kendi istedikleri seçilinceye kadar ülkeye kaos yaşatmak bunların birinci ve öncelikli görevleri. Bu sebeple “ durumdan vazife çıkarırlar”
Hukuk değil kendi ideolojilerinin devlete hakim olması kaygısından başka kaygı taşımazlar.. Ülke batmış, itibarı sıfıra düşmüş umurlarında değil.
Son olarak gündeme gelen HSYK nın bir sabah aldığı karar. Özel yetkisi savcıların yetkisini almak ve haklarında soruşturma açmak. Ne var ortada? Ne oldu? Aynı gün Yargıtay savcısının çıkışı, aynı anda Danıştay çıkışı. Bunlar hazırlanmış bir hukuk komplosu. Tek amaç hükümetin elini kolunu bağlamak.
Kendilerine yaklaşan gerçek hukukun önünü tıkamak.
Peki, kim bunlara “ dur diyecek”. Bu milletin tek güvendiği merci ne ordu ne hukuk ne da anayasa. Kendi seçtiği insanlara güveniyor. Parlamentoda bulunan milletvekillerinin tamamı da hangi partiden olursa olsun gerçekten bu millete vekâlet ediyorlarsa bu hassas noktayı iyi görmeleri gerekir. CHP den şahsen beklentim yok. Ergenekon izinin bir adresi de CHP ya çıkar. Zamanla göreceğiz bunu. Hatta eski cumhurbaşkanlarından Demirel, Sezer le de yolarlı çakışır bir özel yetkili savcıların. Hatta şu anda ise CHP genel başkanı ile ilgili ellerinde vesika da var bana göre. Demirel ve Sezer ile ilgili de var. Ama her şeyin sırası var. Kendilerine olan güveni sarsmamaları gerekir. Bu konuda hükümetle el ele vererek yargı reformuna gitmeleri ve sivil anayasa konusunda kendilerinin de katkılarının olmasını beklerdim MHP den. Bu olayları yarın halka anlatamazlar. Üstelik vakti ile aynı komploların kurbanı olmuş bir parti MHP
Ancak MHP den bu konuda yargıya ve hükümete destek gelmesini beklerdim. Tam da zamanı. Hakkında olumsuz etkileri atabilmesi için MHP kurmaylarının bu konuda kurmayca düşünmeleri parti olarak hükümetin yanında yer almaları gerekir. Şunu kesinlikle biliyorum ki MHP nin tabanı da bunu istiyor.
Bakalım zaman ne gösterecek.
Ülkenin görünen manzarası tipik bir Firavun dönemine benziyor.
13 Şubat 2010 Cumartesi
Avrupa telefonum
Türkiyeden beni eski telefonumlaarayanlara cevap veremiyorum. Bundan sonra beni arayacakalrın bu numaradan aramalarını rica ederim...004915204612496 Nolu
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
